Zihnimde tortuları kalan kelimelerin anlamlarını yeniden
bulmam gerektiğini biliyorum Selvi. Sözlük karıştırarak, yol giderek, okuyarak,
kainatı, kendini, insanları, şehri ve
kalbi hep okuyarak bulmam gerek biliyorum.
Gözlerin sakladığı hikayeleri, cümlelerin bitirdiği hisleri, gözyaşlarını en
çok da gözyaşlarını, denklemleri, bilinmeyenleri, sabrı, tevekkülü hep
tevekkülü, muhabbeti örtüme nakış nakış işlesem diyorum. Okursam, bulursam ve
işlersem tortular his olur, vücut olur en önemlisi de eylem olur değil mi
Selvi?
*insan bir damla kan ve bin endişe
Sana yokuşun başındaki gülü anlatmak isterim. Ona her
gittiğimde kalbimdeki hisleri çıkartıp önüne koymak “ bak işte, iyice bak,” demek
ve gözyaşlarımla karşında durduğumda cebinde
sakladığın işlemeli mendili avcumun içine bırakmanı düşünürüm. Düşünceler bir
sis bulutu gibi dağıldığında ne mendil vardır, ne gözyaşları, ne de sen
karşımdasındır Selvi. Yine de gülü bilmeni, sevmeni isterim.
**-ona artık göğsümün daraldığını sormak istiyorum göğsümü yani
bir tövbe gerekli yani toprağa sokulmak
Bazı şehirlerden çıkarken kulağımda aynı ezgi çalıyor ve
orada şöyle diyor “ bedendeki bu canı satı verdik Allah’a…” gerçekten de satı
verdik mi Selvi? Cevabımız içimizde kalsın ve daima bu canı Allah’a satı verenlerden
olalım.. amin.
***ey esirgeyen ve bağışlayan, hevesle yürümekten beri
kalmışlığımla beni ve hırkası beyaz dervişleri bağışla.
16 rebiülevvel 1448
*şadi şirazi
**hicretsizlik, elyesa koytak.
*** muhammet erdevir, çoğul soru.
.jpg)